Harvard Business Review’da geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir makalede (Approaches Firms Use to Set Strategy), üst düzey yöneticilerin stratejilerinin ne olduğu, zaman içinde bu stratejinin nasıl değiştiği ve bu değişiklik kararını nasıl aldıkları tartışılmış. Üst düzey yöneticilerin en zorlandıkları anın, mevcut stratejide değişiklik kararını almak olduğunu düşünüyorlar makalenin yazarları.

Stratejik kararların bir müddet sonra değiştirilebilmesi sadece iş hayatı ile ilgili değil, yöneticilerin psikolojik durumları ile de ilgili bir konu; özellikle Türkiye gibi, yöneticiliğin bir “ego” sorunu yapıldığı ülkelerde. Bu nedenle adı geçen makaledeki saptamaları biraz daha dikkatle incelemek ve sizlerin dikkatine sunmak istedik.

Makalede, strateji belirleme ve değiştirme süreçlerinin, stratejinin kendisini de şekillendirdiğinden dolayı, bu süreçlerini ele almadan strateji belirlemenin, pusulasız yelken açmaya eşdeğer olduğu belirtiliyor; hatta daha da ileri gidilerek, sonuca ulaştığınızda varılan yerin, doğru yer olup olmadığının farkında da olunamayabileceği vurgulanıyor.

Makale yazarları, şirketlerin stratejik seçimlerini nasıl yaptıklarını ortaya çıkarmak üzere, 92 aktif CEO, kurucu ortak ve üst düzey yönetici ile görüşme gerçekleştirmişler. Yazarlar, bu görüşmelerden yaptıkları çıkarımlarla, herhangi birinin diğerine karşı üstün olup olmadığını vurgulamaktan çekinerek, strateji belirlemede dört ana yaklaşımın öne çıktığını ortaya çıkarmışlar.

Şirketlerin strateji geliştirme aşamaları, süreçler ve katkılar ana eksenlerinde ele alınmış. Bunlar da düşük ya üst seviye olarak ikiye ayrıldığında dört ana yöneylem ortaya çıkmış. Süreçler, stratejinin tekrarlanır tartışma aşamalarından geçip geçmediği, stratejik değişikliklerin tetiklenip tetiklenmediği ve bunların tekrar tekrar ele alınıp alınmadığı ile ilgili. İkincisi katkılar ise, çalışanların fikirlerinin strateji belirlemede ne kadar dikkate alındığı; yani karar alım süreçlerinde çalışanların rolleri ile ilgili. Bu faktörleri grafik olarak göstermek gerekirse:

strateji-surec-1

Şimdi bu şirketlerin özelliklerine beraberce bir göz atalım:

Tekyönlü (unilateral) şirketler

Bunlar, süreçleri az gelişmişken, katkıya da kapalı şirketler. Bizim ‘ilah yönetici’ olarak adlandırabileceğimiz tek bir lider yönetici, tüm kararları tek başına almakta. Yazarların görüşmeleri sırasında, bu tür lideler karar alma süreçlerini açıklamakta en çok zorlanan kişiler olmuşlar. Bazıları, bu yaklaşımın hoşuna gitmediğini itiraf edip, bunu değiştirme vaktinin geldiğini söylese de, diğerleri, yaptıklarını büyük bir özgüven ile savunabiliyormuş.

Tekyönlü  şirketlerin potansiyel bir avantajı, kararların çabuk alınıp, müzakerelerden oluşacak zaman kaybının öne geçilmesi olarak belirtilmiş makalede. Ama, kontrol-denge mekanizmalarının olmayışı, işin dezavantajlı yönü olarak ortaya çıkyor. Aynen, bu şirketler gibi, tek elden yönetilen ülkelerde oluşan sorunlar gibi, değil mi?

Amaca Özel Şirketler (ad hoc)

Bu şirketlerde gözlenen yaklaşım, süreçleri az gelişmiş olmakla beraber, çalışan fikirlerinin, her değişiklikte dikkate alındığı işletmeler oluşları. Bu nedenle, katı kuralların dışına çıkılıp, esnek davranış sergileyebilmeleri, bu tür işletmelerin avantajı olarak ortaya çıkıyor. Bu şirketlerde lider, her kararla ilgili olarak tartışma sürelerini, katılacak kişileri ve diğer faktörleri günün ihtiyaçlarına göre şekillendirebiliyor. Bu yöntemin dezavantajı olarak da, şirketlere uzun dönemde daha iyi karar alma yönünde bir öğrenme ivmesi kazandıramaması olarak gösterilmiş. Yine de katılımcı yaklaşım nedeniyle üst yönetici, hemfikir olmadığı hissedarlar önünde pozisyonunu daha güçlü kılabilmekte.

İdari Şirketler

Bu şirketler, strateji belirleme süreçleri çok gelişmiş ama çalışan katkılarına az açık işletmeler. İyi tanımlanmış prosedürlerle, çok titiz işlemler sonucu strateji belirleseler de, çalışanlarından yeterli düzeyde katkı almamaktalar. Bu yöntemin ana avantajı olarak da, detaylı veri toplama ve gelişkin dokümantasyon yöntemlerine sahip olmaları gösteriliyor. Bu işletmelerin daha “akıllı” olanları, bu yoğun bilgiyi gelecekte alacakları kararları yönlendirmede kullanabiliyorlar. Yine de, tekyönlü firmalarda olduğu gibi, katkıya açık olmama durumu, liderlerin hatalı kararlar almasına neden olabiliyor. Bu kadar detaylı prosedür ve veri yoğunluğu, diğer paydaşlardan elde edilecek kazanımların gözardı edilmesine neden olabiliyor, sonuçta.

İşbirlikçi Şirketler

Bu tür işletmeler, strateji geliştirmede hem idari şirketler kadar titiz prosedürlere sahipler hem de amaca özel şirketler gibi yüksek çalışan katılımına sahipler. HBR ile görüşmeler sırasında bu şirketlerin yöneticileri, farklı karar alma mekanizmaları ile ilgili olarak yüksek düzeyde kararlılık gösterirken, bu süreçlere çalışanların nasıl dahil olduklarına ilişkin de doyurucu yanıtlar vermişler. Detaylı süreç yönetimi, yöneticilerin herhangi bir adımı atlamasını önlerken, sık sık çalışan katkısına başvurulmasının da herhangi bir bilginin atlanmasını önlediği görülmüş. Bu sistemin de tahmin edilebilecek dezavantajı, karar alma süreçlerinin oldukça yavaşalatıyor oluşu. İşbirlikçi şirketler, sık sık konu-dışı tarafları da strateji belirleme süreçlerine dahil ettiklerinden, uzlaşıya varma süreleri de bir hayli uzamakta.

Peki hangi yöntemi seçmeli?

Yukarıda belirtilen her yöntemin, kendine göre artı ve eksileri var, şüphesiz. Yapılan çalışmanın bulguları ise, çok geniş bir spektruma yayıldığından, sektörlere ya da firma büyüklüklerine göre kategorilendirme yapmayı mümkün kılmamış. Bu nedenle, bu farklı yöntemler içinde bir kazanan belirlemek de mümkün olmamış. Yine de, strateji belirlerken ele alınması gereken beş unsuru ortaya çıkarmış, bu çalışma:

Alternatifler

Şirketiniz stratejik kararlar alırken alternatif opsiyonları değerlendiriyor mu?

Bilgi

Stratejik kararlarda ya da değişikliklerinde bilgi birikimini ne kadar gözönüne alıyorsunuz?

Uygulama

Alınan kararlar bir uygulama planı içinde mi yürütülüyor?

Öğrenme

Şirketiniz, başarı ve başarısızlıklardan, gereken çıkarımları yaparak, gelecekteki karar aşamalarında dikkate alıyor mu?

İletişim

Şirketiniz, alınan kararları çalışanlarına ulaştırmak için uygun iletişim kanallarını kullanıyor mu?

Çalışmanın bulgularına göre, yukarıdaki unsurların en az dikkate alındığı şirketler, tekyönlü işletmeler olurken, özellikle Alternatifler ve Bilgi kategorisinde, İşbirlikçi Şirketler ciddi farkla öne çıkıyorlar.

Sonuçta, aslolan sizin, şirketinizi nerede görmek istediğinizle ilgili. Nesnel ve analitik değerlendirmeler yaptığınız sürece, olmak istediğiniz yere daha kararlı adımlarla yürüyeceğinize inanıyoruz.

Tercüme ve yorumlar

Ender Şenkaya

Temmuz 2017

(1) https://hbr.org/2017/04/the-different-approaches-firms-use-to-set-strategy

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s