1877 yılında bir gece, Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki laboratuarında yoğun şekilde çalışmakta olan Rus kimyager Constantin Fahlberg, araştırmalarına o denli dalmıştı ki, zamanını nasıl geçtiğinin farkına varmadığından akşam yemeğine geç kalmamak için ellerini bile yıkamaya fırsat bulamadan işyerinden koşarak ayrıldı. Bu özensizlik büyük bir buluşla sonuçlanacaktı….

Daha önce bu sayfalarda savaş dönemlerinde yapılan zaruri buluşlara yer vermiştik. BBC History Magazine de geçtiğimiz haftalarda tarihin kazara yapılmış 10 buluşunu listelemiş. Tabii bunlar modern dünyaya ait bir kısım icat sonuçta. Tarih boyunca şans, çalışıp didinen mucitlerin hep yanında olagelmiş. Şimdi BBC’nin 10 icatlık sıralamasına listesine bir gözatalım.

1.Patates cipsi (1853)

Bu icadı, New York’un Saratoga Springs şehrinde lüks bir tatil oteli olan Moon’s Lake House Lodge’daki yerli bir şef olan George Crum’a borçluyuz. Crum 1853 yılında  bir gün garip istekleri olan bir müşteriyle karşılaşır. Bir kaynağa göre bu müşteri, demiryolu patronu Cornelius Vanderbilt’ten başkası değildir.

Crum, sunduğu kızarmış patatesleri, çok kalın, vıcık vıcık yağlı ve çok yumuşak oldukları için beğenmeyen kaprisli müşterisini bir türlü memnun edemez.

Bu eleştirilerden bıkan Crum, ona hoş bir ders hazırlamaya karar verir: bir patatesi zar gibi ince ince dilimleyip, iyice kırılgan olana kadar tuzlu yağda pişirir. Ama işler Crum’un ümit ettiği gibi gitmez. Kızartmadan nefrete etmesini umduğu müşteri bilakis çok lezzetli olduklarını ve tekrar yapmasını istedi. Yeni alışkanlık hızla yayıldı ve Crum, ‘Saratoga Cips’ i piyasaya sürerek kendi restoranını kurdu.

Size her müşkülat çıkaran düşmanınız olmayabilir.

2.Yapay bir tatlandırıcı Sakarin (1877)

1877 yılında bir gece, Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki laboratuarında yoğun şekilde çalışmakta olan Rus kimyager Constantin Fahlberg, araştırmalarına o denli dalmıştı ki, zamanını nasıl geçtiğinin farkına varmadığından akşam

yemeğine geç kalmamak için ellerini bile yıkamaya fırsat bulamadan işyerinden koşarak ayrıldı.

Eve vardığında itinayla hazırlanmış yemek masasına daha geç kalmamak için öyleyece koltuğuna kuruldu. Evde pipişirilmiş ekmek somunundan bir ısırık alıp, yüzünü ekşiterek yerine bıraktı; zira somun tatlı idi. Sonra elleirne baktı. Üstleri o gün laboratuvarda hazırladığı gizemli kimyasalın kalıntıları ile kaplıydı. Tatlı olan somun değil, elleriydi.

Heyecanla, yemeğini yemeden, kömür katranı bileşenlerini incelediği laboratuvarına geri koştu, Fahlberg. Masasındaki herşeyin tadına baktı önce. Tadımların sonucunda suçluyu bulmuştu; fazla kaynatılmış bir beher kabı. Bulduğu sıfır kalori içeren ve sakarin olarak adlandırılacak bir tatlandırıcı idi.

Ellerinizin alınterinizle kirlenmiş olması zararınıza değildir.

3.Coca-Cola (1886)

Baş ağrısı ve akşamdan kalmalık için bir çare bulmaya çalışırken, Atlanta, Gorgia’dan kimyager John Pemberton, -ki ‘Doc’ olarak tanınırdı-, üzüm ve koka özütünnden oluşan şurup hazırladı. Bu şurup daha sonra ‘Pemberton’un Fransız Üzüm Coca’sı olarak adlandırılacaktı.

1885’de ABD’de toplumsal hararetinin arttığı bir dönemde Atlanta’da alkol satışı yasaklandı ve Pemberton’u, şurubunun seyreltilmesi gerekli tamamen koka bazlı bir versiyonunu üretmeye zorladı. Hikayeye göre, bir gün yanındaki dikkatsiz bir barmen, gazoz çeşmesine musluk suyu yerine Pemberton’un şurubunu takınca çeşmeden buz gibi soğuk gazlı içecek akmaya başlamıştı.

İçki yasağından yepyeni bir içecek doğmuştu.

Yasaklar daha zararlı sonuçlara neden olabilir.

4.X-ışınları (1895)

1895’deki karanlık laboratuarında Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, elektriğin gazlardan nasıl geçtiğini araştırmak için katot ışın tüpleri – floresan ışık tüpleri benzeri – üzerine çalışıyordu. Katot tüpünü dikkatlice boşalttı, özel bir gazla doldurdu ve yüksek voltajlı bir elektrik akımı geçirdi.

Röntgen’in şaşkın bakışları altında tüpten birkaç adım ötedeki bir ekranda, aniden yeşil, floresan bir ışıma oluşmuştu. Bu tuhaftı, çünkü ışık saçan katot ışını tüpü, kalın, siyah bir kartonla çevrelenmişti. Tek açıklama, tüpün ürettiği görünmez (X) ışınlarının bir şekilde kartondan geçip ekrana ulaştığıydı.

Eşi Bertha’yı kobay olarak kullanmaktan çekinmeyen Röntgen, bu ışınların, ellerin dokusundan geçip kemikleri görünür bıraktığını keşfetti. Röntgen’in keşfi hakkındaki haberler dünyaya hızla yayıldı. Daha birinci yılında o güne kadar bilinmeyen x-ışınları kemik kırıklarını teşhis etmek için kullanılıyordu.

Karanlık odalardan da beklenmedik ışıklar çıkabilir.

5.Dondurma külahı (1904)

19. yüzyılın sonunda, dondurma, sıradan insanlar için de yeterince ucuzladığı dönemde, kâğıt, cam ve metal kaplar içinde satılıyordu. Satıcılar dondurmayı bir bardak içinde satıyor, müşteriler de bir kuruşu bardağın temizlemesi için ödüyorlardı. Genellikle de müşteriler bardağı iade etmeden yürüyüp gidiyorlar ya da, ellerinden düşürüp kırıyorlardı.

1904 St Louis, Missouri’deki Dünya Fuarı’nda, 50’den fazla dondurma satıcısı ve bir düzineden fazla gofret standı vardı. Sıcaktı ve dondurmalar iyi satılırken sıcak gofretler ilgi görmüyordu. Dondurma satıcısı Arnold Fornachou’nun, kağıt bardakları tükendiğinde yanındaki standda bulunan Ernest Hamwi adında bir Suriyeli gofret satıcısı, gofretlerden birini dondurma koymak için huni şeklinde yuvarlayarak sorunu çözdü. Bu ilk yenilebilir dondurma külahıydı.

Rakipleriniz her zaman düşmanınız olmayabilir.

6.Penisilin (1928)

3 Eylül 1928’de Londra St Mary’s Hastanesi’ndeki laboratuvarını tatil dönüşü temizlerken, İskoç bakteriyolojisi uzmanı Alexander Fleming, çok garip bir şey fark etti: Mavi-yeşil bir küf, bir köşede yıkamadan bıraktığı bir petri (bakteri kültürü) kabını kirletmişti.

Fleming, küfün staphylococcus bakterisini çanakta çözdüğü ve etrafında mikropsuz bir daire oluşturduğunu fark ettiğinde aslında kültürü atmak üzereydi. Her nasılsa, bir küf sporunun kültürün içine düşmüş olması gerekir diye düşündü. Daha ileri testlerden sonra Fleming, küfün bakterilerin büyümesini durdurduğunu keşfetti.

Tatile çıkmak için daha az aceleci davransa, Fleming kabı yıkamış olabilir ve daha akıllı biri bulana kadar bugün dünyada en çok kullanılan antibiyotiklerden birine sahip olamayabilirdik.

Tembellik yaratıcılığın başlangıcıdır.

7.Mikrodalga fırın (1946)

12 yaşındayken okulu terk etmiş İkinci Dünya Savaşı mühendislerinden radar uzmanı Percy Spencer, 1946’da bir radarın önündeki mikrodalgayı test ederken, cebindeki çikolatanın erimeye başladığını hissetti. Mikrodalgaların bundan sorumlu olabileceğini düşünerek, bir grup meslektaşı ile beraber benzer bir ısınma etkisinin görüp görmediğini görmek için diğer gıdalar üzerinde çalışmaya başladı.

Spencer, patlamış mısır çekirdeklerini denediğinde, patlayarak odanın her tarafına yayıldılar. Sonra yumurta ısıtmaya karar verdi. Bir su ısıtıcısının yanındaki bir delik açarak, yerleştirdiği yumurta üzerinden mikrodalgaları geçirdi. Yumurta o kadar çabucak pişirildi ki, su ısıtıcının içine bakan başka bir çalışanın yüzünde patlaması bir oldu.

Sonunda konvansiyonel gaz ve elektrikli fırınlara bir alternatif bulunmuştu. Yemekler, daha önce hayal edilmedik kadar hızlı hızlı pişirilebilirdi. Bulunan dünyanın ilk mikrodalga fırınıydı.

Nedensel düşünme inovasyonun başlangıcıdır.

8.Cırt (1955)

Patenti altmış yıl önce Velcro tarafından alınmış  cırt, halen hayatımızı kolaylaştıran çok popüler çok popüler icattan birisi olmakla beraber yine bir aksilik sonucu bulunmuştu. Zaten velcro kelimesi de iki Fransızca kelimenin, velours (“kadife”) ve Crochet (“kanca”) birleşimi ile oluşmuştu.

1955’te köpeğini ormanda yürüyüşe çıkardıktan sonra İsviçreli elektrik mühendisi George De Mestral, dulavratotu bitkisinin çapaklarının köpeğinin kürkü gibi elbiselerine de yapıştığını fark etti. De Mestral, çapakları  mikroskopla incelediğinde günlük giyimde bulunan minik ilmeklere bağlanabilecek binlerce minik kanca gördü. Bu, ona iki taraflı bir bağlantı oluşturması için ilham kaynağı oldu: “Bir tarafı çapaklar gibi sert kancalı, diğer tarafı pantolon kumaşı gibi yumuşak ilmekleri olan” iki parça yeterliydi.

De Mestral, hangisinin en güçlü bağ oluşturduğunu görebilmek için çeşitli malzemeleri denedi. Naylonun mükemmel olduğunu fark etti. Ve böylece Velcro – cırt kombinasyonu da icat edilmiş oldu.

İnovatif olmak için gözlem gücünüze güvenin.

9.Post-it (1968 ve 1974)

1968’de, Minnesota, St Paul’daki Minnesota Madencilik ve Üretim Şirketinde çalışan kimyager Spencer Silver’ın havacılık endüstrisi için güçlü bir yapıştırıcı icat ettiği düşünülüyordu, ancak zayıf bir maddenin icat edilmesine öncü oldu. Şaşırtıcı bir şekilde, bu yapışkanın oluşturduğu küçük akrilik küreler neredeyse tahrip edilemez nitelikteydi ve birkaç kullanımdan sonra iyi yapışıyordu.

İlk başlarda Silver, ürünü, yapışkan bir yüzey olarak ticarileştirmek istedi ki insanlar ilan panolarına kağıtlarını yapıştırabilecekler ve sonra tırnaklarını parçalamadan sökebilsinler. Ancak bu fikir çok tutmadı.

Yıllar sonra, 1974’te kimyager Art Fry, St Paul’daki bir kilise korosunda ilahi söylerken,  kâğıttan ayraçların nota kitabından düşmesinden bıkmıştı. Son zamanlarda 3M’de (daha önce Minnesota Madencilik ve İmalat Şirketi olarak bilinen) düzenlenen bir semineri hatırladı ve kafasında aşnşden bir fikir canlandı: Dr Silver’ın “yapışkan olmayan” yapışkanı ile bir kağıtları birbirine tutturabliirdi.

Fry yanındaki laboratuarda bulunan sarı kağıtları kesmeye ve yeni tutkal ile kaplamaya başladı. Başlangıçta yeni ürün tutmasa da, sonra ücretsiz numuneler halka dağıtılınca biranda  o kadar popüler oldu ki, verdikleri insanların yüzde 90’ından fazlası yeni sipariş vermeye başladı. Standart Post-it notları bugüne kadar sarı renkte kalmayı başardı.

İcadınız tutmazsa bakış açınızı değiştirin.

10.Viagra (1998)

İlaç firması Pfizer’deki klinik çalışmalar, kan basıncını düşürmek, kan damarlarını genişletmek ve anjin tedavisinde kardiyovasküler bir ilaç bulunması amacıyla devam ediyordu. Sonuçlar hayal kırıklığıydı, ancak bir denemede erkek gönüllünün, ilaçları aldıktan sonra “daha sert, daha sıkı ve daha uzun süren” ereksiyonlarla  alışılmadık bir yan etki ile karşılaştıklarını farketti, Pizer’in kıdemli direktörü  Doktor Brian Klee.

Pfizer için klinik bir araştırmacı olan Ian Osterloh “Pfizer’deki hiçbirimiz o sırada ortaya çıkacak yan etkiyi çok fazla düşünmüyordu” dese de,  şirket Viagra’yı neredeyse anjin tedavisi için hiç pazarlayamadı. Anjin gibi, erektil disfonksiyon da, darlaşan kan damarlarında yeterince hızlı sağlanmayan kan dolaşımı ile ilgili gözüküyordu.

“Sadece özel bir durum olarak tarif edilebilecek bir noktadaydık” diye açıklıyor Pfizer’in kıdemli bir bilim adamı Chris Wayman: Ereksiyon bozukluğu için ilk oral tedavi. Küçük mavi hap için tamamen yeni bir pazar açılmıtı – UK92480 no’lu ilaç aniden tüm zamanların en hızlı satan hapı olan Viagra haline gelmişti.

Hedefe ulaşamamış olmanız, başarısız olduğunuzu göstermez.

Çeviri ve yorumlar:

Ender Şenkaya

Ekim 2017

Kaynak: Dr. Robert Hume, 15 Ekim  2015 BBC History Magazine

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s