Halen zengin olamadıysanız suç sizde olmayabilir… Bilet almıyorsanız, o başka tabii.

Karşınıza çıkan hemen her fırsatta, kendinizi diğerlerinden olumlu yönde ayrıştırarak kanıtladığınızı, yeteneklerinizin ortalamanın çok üzerinde olduğunu, hem de tüm bunların çevrenizce de onaylandığını görüyorsunuz. Yine de toplumca başarı ölçütleri olarak algılanan (öyle öğretilegelen), zenginlik, ün, mevki gibi konularda hak ettiğiniz yerde olmadığınızı düşünüyorsunuz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Toplumun başarının göstergeleri olarak gördüğü konularda şans faktörünün ne denli önemli olduğu artık sayısal olarak da gösterildi.

“Shakespeare kaçak avlanırken yakalanmasaydı yün tüccarı olurdu.”

Helvetius

Catania Üniversitesinden araştırmacılar, A. Pluchino, A. E. Biondo ve A. Rapisarda’nın 2018 yılında yayınladıkları Yetenek ve Şans: başarı ve başarısızlıkta rasgeleliğin rolü (Talent vs Luck: the role of randomness in success and failure) (1) çalışması sayısal bir modelleme kullanarak zenginlik dahil başarı göstergelerinin, aslında sanıldığı kadar liyakate dayalı olmadığını, ve şans faktörünün ciddi şekilde hayatımızı şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Öncelikle, ne bahsi geçen araştırmanın ne de bu yazımızın amacının, toplamda liyakat olarak adlandırdığımız, yeteneği, çalışkanlığı, zekayı, dirayeti vb meziyetleri küçük görme ya da değersizleştirme gibi bir amacı gütmediğini, ama bunların yanında şans faktörünün de önemini göstermeyi amaçladığını belirtmekte fayda var. Araştırmanın duru bir değerlendirmesi açısından, akraba kayırmacılığının (nepotizm) öne çıkmadığı, insanlara en azından başlangıçta eşit şansların sunulduğu daha adilane bir toplumun modellendiğini de söyleyelim. Diğer parametreler ve etkilerini başka bir çalışma ele alacaktır elbet bir gün. Gelecekteki o muhtemel çalışmanın da toplumların gidişatına ilişkin bazı önermeler sunması beklenebilir.

Girişte, dünyanın mevcut durumundaki fırsat eşitsizliğinin nedenlerinin sorgulanmasıyla başlamak gerekli. İlk kez Vilfredo Pareto tarafından ortaya konulan “güç yasası”ndan (2) hareketle, genelde toplumlardaki zenginliğin %80’inin toplumun %20’si tarafından paylaşıldığını görüyoruz, ülkeden ülkeye küçük sapmalar olsa da. En uç noktada ise, Technology Review‘ya göre (3) sadece sekiz kişi dünyadaki en fakir 3.8 milyar insanın toplam servetine denk bir servetin üzerinde oturuyor. Peki bu kavranması zor farklılık nasıl oluşuyor? Catania üniversitesi araştırmacıları, liyakatin temel unsurlarından olan ‘zeka’ faktörünün toplum içindeki dağılımının Gauss Standart Normal dağılımına (yani bildiğimiz çan eğrisine) uyduğu halde, servetin buna oranlı şekilde dağılmadığını söylüyorlar. Örneğin ortalama zekanın 100 olarak kabul edildiği bu dağılımda en uçlarda 140’lara en aşağılarda da 60’lara düşülürken, – belki iki kat fark varken- servet dağılımında yüzbinlerce kat fark oluşabiliyor. İşin ilginç yanı, bu en büyük servet sahiplerinin en zeki olanlarımızın arasından çıkmaması. Araştırmacılara bir ekleme yapmak gerekirse, bu eşitsizlik sadece vahşi kapitalist düzene geçiş sonrasında oluşmuş bir durum da değil. Erken İmparatorluk dönemi Roması’nda bile senatörler arasında 400 kata varan servet farkı olduğu kayıtlardan anlaşılabiliyor (4), ki senatörlerin temel olarak Roma’yı kuran 300 aileden geldikleri kabul edilirse (5) en azından bir noktada, hepsinin soybağının en azından tarihin bir döneminde benzer servetlere -benzer çıkış noktalarına- sahip olduklarını kabul edebiliriz. “Peki nasıl oldu da, zaman içinde bu devasa ayrışma meydana geldi?” sorusuna dönelim artık.

Şekil-1-Her iki yöne aynı standard sapma ile dağılan bir Çan Eğrisi

Kullanılan Model ve Yöntem

Araştırmacılar, yukarıda bahsettiğimiz çan eğrisi dağılımına uyan hayali 1000 kişilik bir topluluğu 201×201’lik bir karelaja (40.401 nokta) rasgele yerleştirmişler ve şu kabullerde bulunmuşlar (Şekil-2):

⁃ Tüm topluluğun başlangıç sermayesi 1 birim olarak eşittir

⁃ Bireyler iterasyonlar arasında yer değiştirmezler

⁃ Toplam 40 yıllık bir süre göz önüne alınmıştır

⁃ Karelajda her 6 ayda bir, rasgele olarak 500 şanslı veya şanssız vaka gerçekleşmektedir (yani model 40 yıl için 80 iterasyon yapmaktadır)

⁃ Şanslı ve şanssız vakalar karelaja rasgele dağıtılmaktadır

⁃ Şanslı vaka içinde birey olan kareye düşerse, bu bireyin sermayesi bir önceki sermayesinin iki katına (ve zeka katsayısına oranla) çıkmaktadır.

⁃ Şanssız vaka bir bireye denk gelirse, sermayesi bir öncekinin yarısına (yine zeka katsayısına oranla) inmektedir.

Modelin en önemli ölçütlerinden birisi -araştırmacılar kullandıkları formülasyonun detaylarını vermemiş olsalar da-, ortaya çıkan fırsatın (şansın) zeka katsayısına oranla arttırılması; yani daha zeki kişilerin fırsatları kullanma becerisinin daha yüksek olduğunun kabulü. Benzer şekilde, olumsuz koşulların bertaraf edilmesinde de zeka faktörü göz önüne alınmış oluyor.

Modelin Sonuçları

Yukarıda açıkladığımız gibi, zeka faktörü işin içine ciddi şekilde katılmış olsa dahi, 40 yıllık modelleme simülasyonu sonunda en büyük zenginliğe ulaşanlar en zekiler değil, ortalamadan daha önde olanlar içindeki en şanslılar olarak ortaya çıkmış. Yani her altı ayda bir şanslı vakaların en çok denk geldiği ve ortalamanın biraz üzerindeki kişiler. Bu zeka derecesinin çan eğrisine göre popülasyondaki en kalabalık kitlelerden birisi olduğunu belirtmekte fayda var. Yani eline geçen fırsatın değerini anlayarak onu en iyi şekilde değerlendirmek için çaba sarfedecek kişiler oldukları varsayılablir.

Modele Eleştiriler

Şekil-2 -201×201 karelajda rasgele dağıtılan bireyler ve her altı ayda rasgele dağıtılan şanslı (yeşil) ve şanssız (kırmızı) vakalarla çakışmaları

Çok ilginç ve güzel bir çalışma olsa da, bir miktar değişiklikle ortaya çıkan sonuçların doğrulanması ve çeşitlendirilerek kıyaslanması daha rahat sağlanabilirdi. Aynı model içindeki bir örneklem grubuna bir miktar fazla başlangıç sermayesi verilmesi ve bunların 40 yılın sonunda bu sermayeyi nereye getirdikleri gösterilebilirdi. Model içindeki bireylerin yerleri her iterasyonda sabit kalıyor, oysa belli bir yüzdesi hareket ettirilerek, hareketin şans faktörünü nasıl değiştirebildiği de gözlemlenebilirdi. Yani aynı yeteneklere sahip, hareketli ve hareketsiz bireylerin nasıl ayrıştıkları kıyaslanabilirdi. Yine zeka faktörünün işin içine hangi algoritma ile katıldığının belirtilmemiş olmasını bir eksiklik olarak görüyorum.

İşin güzel yanı, bu tür bir modelin bilimsel Ar-Ge çalışmaları dahil pek çok alana uyarlanabilecek oluşu; tabii ki doğru parametreleri bulabilmek kaydıyla. Araştırmacılar, benzer nedenlerle, özellikle Ar-Ge çalışmalarında çok önde gelen bilimadamaları kadar, diğerlerine de yatırım yapılmasının bu “şans faktörü nedeniyle” önemli olduğunun altını çiziyorlar. Bilimde şans faktörünü daha önce MIKRO DALGA FIRINDAN VIAGRA’YA: KAZARA YAPILAN 10 ICAT yazımızda ele almıştık. Bu durum, Ar-Ge çalışmalarında başarı öyküsü olan üst düzey araştırmacılar kadar, yeni fikirlere sahip araştırmacıların desteklenmesi için de ufuk açıcı olabiliyor. Catania Üniversitesi Araştırmacıları da, Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili olarak, -atıflı yayın sayılarından hareketle-, sağlanan maddi kaynakların ‘mükemmeliyetçi’ yaklaşımdan çok, farklı fikirleri destekleyecek şekilde yönlendirilmesinin başarı şansını arttırabileceğini ifade etmekteler.

Araştırmada kullanılan modelin, başarılı insanlar için kullanılagelen temel bir düstur olan “doğru zamanda doğru yerde bulunma”nın önemini doğruladığı bir gerçek. Yine de, şans faktörü ile, gerçek liyakat sahibi olmadan başarı göstergelerinden bir kısmı yakalanabilse dahi, tamamına ulaşmanın mümkün olmayacağını ilave etmekte fayda var. “40 yıldır Allahım piyango bana çıksın” diye dua eden kişinin kulağına, bir meleğin “bilet al” diye fısıldadığı gibi, çoğu zaman o fırsatı yaratmak için sadece beklemek yerine, girişimlerde bulunmanın önemini de göz ardı etmemeli.

Ender Şenkaya

Mart 2021

Kaynaklar:

1. Talent vs. Luck: The Role of Randomness in Success and Failure, A. Pluchino, A. E. Biondo, A. Rapisarda, 2018 – > Ref: arxiv.org/abs/1802.07068

2. Pareto, V., Cours d’Economique Politique, vol. 2 (1897)

3. If you’re so smart, why aren’t you rich? Turns out it’s just chance. Technology Review, by Emerging Technology from the arXiv

4. Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi, G.E.M. De Ste Croix, 1997

5. Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, Friedrich Engels, 1891

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s